Siyah Paltolu Adam (1)
Bir gece vaktiydi. Bir sonbahar gününün gecesi... Hem de, rüzgârın en sert ve en hızlı estiği bir günün gecesiydi bu... Başımdaki şapkayı sıkı sıkı tutmaya, acele acele paltomu kapatmaya çalışarak yürüyordum. Rüzgar, yanaklarımın yerini beğenmemiş olacak ki kulaklarımın yerine koymaya çalışıyordu. Bir elimle paltoyu düzeltiyor, diğer elimle ise şapkayı tutmaya çalışırken, başımın açısı ile de oynuyordum. "Biraz daha yere eğsem ve yola göz ucu ile bakarken aynı zamanda da birazcık yan tarafa meyil mi versem?" diye düşünürken aynı hızla içimden geçenleri yapıyordum. Pencerelerden beni görenler eminim ki, ne zaman havalanacağımı merak etmişlerdir. Hem de gecenin kör karanlığında ay ışığının bile görülmediği kara paltolu birini, gökyüzünde nasıl seçeneklerini bile düşünmüşlerdir. Neyse, anlatmak istediğim bu değil. İşte o gece tüm renklerimi bı telaşla rüzgara teslim ettim. Gündüz yapamazdım canım çok yanardı. Çü...



